Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda İspat, Beyan ve Savunma Hakkı Cinsel saldırı, istismar veya taciz suçlamaları, toplumda infial yaratan ve yargılama sürecinde sanığın peşinen suçlu görülebildiği en hassas davalardır. Ankara ağır ceza mahkemelerinde görülen bu davalarda, genellikle “kadının beyanı esastır” ilkesi ile “masumiyet karinesi” arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılır. Haksız bir iftiraya uğrayan veya olayın…
Cinsel saldırı, istismar veya taciz suçlamaları, toplumda infial yaratan ve yargılama sürecinde sanığın peşinen suçlu görülebildiği en hassas davalardır. Ankara ağır ceza mahkemelerinde görülen bu davalarda, genellikle “kadının beyanı esastır” ilkesi ile “masumiyet karinesi” arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılır. Haksız bir iftiraya uğrayan veya olayın oluş şekli farklı olan kişiler için, yetkin bir Ankara ağır ceza avukatı hayati bir rol oynar.
Yargıtay, cinsel suçlarda mağdur beyanının tek başına mahkumiyete yetip yetmeyeceği konusunda, beyanın tutarlılığına, taraflar arasındaki husumete ve yan delillere (kamera, mesaj, doktor raporu) bakar. Avukatın görevi, mağdur beyanındaki çelişkileri (zaman, mekan, oluş şekli) ortaya çıkarmak ve sanık lehine olan delilleri (örneğin olay sonrası atılan normal mesajlar) mahkemeye sunmaktır.
Bu tür davalarda sanıklar, mahkeme kararı olmadan toplum tarafından linç edilme riskiyle karşı karşıyadır. Gizlilik kararı alınması, duruşmaların kapalı yapılması gibi taleplerle sürecin sanık ve ailesi üzerindeki yıkıcı etkisi en aza indirilmelidir. Adalet, sosyal medya baskısıyla değil, dosyadaki delillerle tecelli etmelidir.
Hem mağdur hakları hem de sanık hakları açısından bıçak sırtı olan bu davalarda, duygulardan arınmış, tamamen teknik ve hukuki bir savunma stratejisi izlenmelidir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]